Son yazılar
Yükleniyor...
Reklam alanı
Reklam alanı

0 Jack Russell Terrier Özellikleri, Nasıl bir köpektir ?

Sürekli hareket etmek onun doğasında vardır. Gözü Pek olan bu köpek oyun oynamayı aşırı şekilde çok sevmektedir. Başka bir köpekle beraber besliyorsanız onun kızdırılmaması gerekir eğer diğer köpek onu kızdırmaya uğraşırsa anlaşamazlar. Akıllı bir köpek olmasıyla beraber inatçılığı da vardır bu nedenle inatçı olduğu zamanlarda ona söz dinlettiremezsiniz. Eğitime cevap vermesi sizin bir müddet zamanınızı alabilir çünkü hemen bir takım eğitimleri öğrenemez.

Başka cins köpeklerle beraber beslenecekse beslenmemesi önerilir çünkü diğer köpeklere karşı üstünlük gösterme durumunda olduğu için saldırganlaşabilir. Yavru haldeyken beslemeye başladıysanız sosyalleşmesi şarttır. Bu köpeği eğer evinizin içinde besleyecekseniz ve evinizde diğer başka hayvanlarda varsa onlarla anlaşamaz ve genelde küçük hayvanları yemek ister. Onu gezdirdiğiniz zaman her zaman tasma ile dolaştırmalısınız. Havlama konusunda oldukça rahatsız edici boyutlara sahip olan havlamaya sahiptir. İlgilenilmek onu çok mutlu eder. Yoğun bir iş temposu ile beraber çalışan biriyseniz ve bu köpek sürekli yalnız kalmak zorunda kalırsa evdeki bir çok eşyaya zarar vermek isteyecektir. Eğer siz işe gidince evde aileniz kalıyorsa onlarla iyi anlaşmasını istiyorsanız bu köpeği yavru bir şekilde almanız gerekir.

0 Pekinez Özellikleri Bakımı Nasıl Bir Köpektir ?

Pekinez sahibini aşırı şekilde çok seven bir köpektir.Sahibi tehlikeye düştüğü anda kendisi bir dakika bile durmaz. Sahibi dışındaki kişilere karşı ise her zaman için içinde bir yabancılık vardır bu nedenle dikkatli olurlar. İnatçılıkta sınır tanımayan bu tür bazı durumlarda sahibinin dediğini yapmak yerine kendisinin dediklerini sahibinin yapmasını istemektedir. Değişik bir tür olan bu köpek inat ettiği zaman yemek bile yemez. Yemek konusunda da hassas olmakta olan bu köpek çok çabuk bir biçimde kilo alabilir. Pekinez çok havladığı için çok bu konuda köpeği eğitmek gerekmektedir. Havlama en çok çevrenizdeki komşularınızın rahatsız olmasına neden olacaktır. Evde çocuk varsa bu köpek pek önerilmez kıskançlığı üst seviyedir.


Tuvalet eğitimi açısından Pekinez oldukça sizi yoracak bir ırktır. Pekinez Özellikleri sebebi nedeniyle inatçılığı bu konuda da da devreye girerek tuvalet eğitimi almasında bu köpeğin en etkin rol oynar. Bu hususta dikkat edilecek en önemli şey oldukça kibar ve sakin bir yapıda hareket edip sabretmektir. Ne kadar sabrederseniz o kadar başarılı bir sonuç alma olasılığınız artar. Eğer sabır sonucunda bu köpek dediğiniz alana tuvaletini yaparsa köpeği ödüllendirmeniz gerekir.
Boyundan kilosuna kadar erkek ile dişiler tamamen aynıdır.Bu durumda boylar genelde 30 cm kilolar ise 3,5 ile 4,5 kilodur.
Pekinez bakımı olarak yukarıda saydığımız özelliklerle beraber sizin zamanınıza fazlasınla ihtiyaç duyar. Tüylerininin dikkatli şekilde taranması lazımdı. Tüy dökme açısından orta seviyededir. Tüyleri uzadığı zaman güzel bir şekilde kısaltılması gerekir hem sizin için hemde köpeğe fayda sağlar. Çok sık egzersize ihtiyaç duymaz bunun için belirli zamanlarda oyun oynamanız gerekir.
Pekinez belli başlı bir çok hastalığa diğer köpeklere oranla daha fazla yakalanabilen bir türdür. Bu hastalıklar arasında birinci sırada patella çıkığı dediğimiz rahatsızlık vardır. Özellikle bu hastalık genelde küçük köpeklerde çok sıkça görülmektedir. Hastalıkta ne kadar erken farkedip doktora gidilirse hastalığında önlenmesi o kadar etkili olur. Eğer durum ilerlemişse bu durumda yapılması gereken uzman doktor tarafından yapılacak ameliyattır.

Bu hastalığının yanı sıra bu köpekte diğer şu hastalıklar önemlidir : Kirpiklerinde büyüme ve göze doğru ilerleme, gözlerde kuruluk, mesanede taş, retina rahatsızlıkları.

0 Köpekte hastalık belirtileri, Köpeğin hasta olduğunu anlamak




1 – Köpeğin çok uyuşukluk içinde bulunması

2 – Nefes Alıp vermede yaşanan problemler

3 – Midesinin sürekli Şiş olması
4 – Köpeğin Yürümesinde sorunlar
5 – 3 günden uzun süren kabızlık problemi
6 – 2 gündür bir türlü geçmeyen İshal rahatsızlığı
7 – Salyada artış
8 – Sürekli köpeğin idrar yapması
9 – Uyuma problemi ve uyuyamaması
10 – Köpekte Kusma
11 – Verilen yiyecekleri yememesi iştahsızlık
12 – Burnunda akıntı
13 – Diş etlerinin renginin mavi ve beyaz olması
14 – Köpeğin ateşinin çıkması ve bu ateş 40 dereceden fazla olması
15 – Hırlama sorunu ve sürekli nefes alma isteği
16 – Sürekli Kaşıntı hali
17 – Bilinçte Bozukluk

0 Hanover Tazısı, Hanover Tazısı Özellikleri Nelerdir ?

Hanover Tazısı; büyüklük sınıfına göre tam ortada bulunmakta olan bir türdür.İlk bu köpeği gördüğünüz zaman bir tazı köpeği olduğunu rahatlıkla söyleyebilirsiniz. Sahibi onun için çok değerlidir ve her zaman ona itaatkar olmak ister. Pozitif yönde olan huylarınla beraber genellikle iyi bir köpektir. Sürekli gezmek bu köpeğin doğasında vardır ve bu nedenle çok açık bir alanda yaşaması bu köpek için uygun olmaktadır. Çoğunluklukla başta kahverengi olmak üzere çeşitli renklerde olabilir. En sık rastlanan renkleri Gri, Kızıl bir kahverengi ile Toprak rengidir.


Özellikle Avı bulma konusunda son derece başarılı olan bu ırk ilk baş Avı kendi içgüdüsünde sezmektedir. Sezmesinin sonrasında avla ilgili bir takım izler sürmektedir izi sürdükten sonra avı yakalaması için sahibini bekler. Çok eskilerden bu köpeğin kimsesiz sessiz sedasız alanlarda sürülere bakan bir köpek olarak beslendiği bilinmektedir. Halen bazı kimseler bu köpekten sürüleri bakmasında yararlanmayı sürdürmektedir.

Bu ırkı evde bakma gibi bir düşünceniz varsa bu düşünceden vazgeçmelisiniz. Bu köpek evde beslenemez. Çok geniş özellikle doğanın içinde bir bahçe olması şarttır.Çoğunlukla 10 ve 13 yıl arasında bu ırk yaşar.
Bu köpeğin kökeni Almanya’dır. Üretimine 19. Yüzyılın başlarınla beraber başlanmış ve çok daha geniş bir ülkede bu köpek tercih edilmiştir.

0 Köpek Almadan Önce Nelere Dikkat Etmeliyiz ?

1 – En Önemli unsur köpek almaya karar verdiğimizde çeşitli köpek türleri arasında kendimize uygun olanı seçmek.Bu neden mi önemli? cevabı şu şekilde örnekle açıklamak gerekirse önceden hiç köpek beslememiş bir insan gidipte tecrübeli bir sahip isteyen köpek türlerinden birini beslemek isterse bu çok yanlış olur.Çünkü bazı köpeklerin karakteri dominanttır.
2 – Almak istediğiniz köpek hakkında detaylı bir araştırmaya girin hatta bu konuda köpekler hakkında çok bilgiye sahip olan kişilerden yardımlar alın ve ani bir karar vermeyin.
3 – Köpeği nerede besleyeceğiniz çok önemlidir.Çünkü bir takım köpek ırklarının ev yaşantısına ayak uydurması mümkün değildir.Bunu anlamanızın tek yolu köpeğin özelliklerine bakıp köpeğin ev yaşamına uygun olup olmadığını incelemek olmalıdır.


4 – Köpek besleme isteğinizdeki bir gaye olması çok önemli bir husustur.Çünkü köpek beslemeyi neden istiyorsunuz? kendinize yeni bir dost edinmek için mi? yoksa bulunduğunuz alanı koruması için mi? bu önemlidir.Çünkü her köpeğin karakteristik özelliği birbirinden bağımsızdır.
5 – Yeterince uygun şekilde köpekle ilgilenebilecek kadar vaktiniz varmı? mesela sabah 8’den akşam 12’ye kadar işte olan bir insan doğal olarak köpekle ilgilenemeyecek buda köpeğin kendini yalnız hissetmesine ve mutsuz olacağını gösterir.
6 – Sosyal olarak aktif bir insan olmanız köpeğinizin sosyalleşmesi için son derece önem arz etmektedir.Köpeğinizi arkadaşlarınızla gezdiğiniz zaman ya da ailesinle beraber vakit geçirdiğiniz zaman götürmeniz son derece köpek üzerine olumlu etkiler yansıtır.

7 – Maddi açıdan iyi olmak ve köpeğinizin masraflarını unutmamak en bilinmesi gereken unsurdur.Köpekler tıpkı bir çok canlıda olduğu gibi yeme içme ihtiyacı olan, aşı masrafları olan canlılardır.Bir köpek almak demek büyük bir sorumluluğun içerisine girmek demektir.Köpeğiniz için bir yuva masrafı, aylık ya da yıllık belirli düzenlerde yapılan köpek aşıları, köpeğinizin yemek ihtiyacı bütçeyi zorlayabilecek bir durumdur.
8 – Ailenizin köpeği beslemeye uygun olup olmaması yine çok önem verilen konulardandır.Çünkü siz evde olmadığınız vakitlerde ailenizle beraber köpeğin başbaşa kalacağını unutmayın.Yine evde küçük çocuğunun olup olmamasıda köpek almadan önce dikkat edilmesi gereken konular arasında yerini korumaktadır.Aileniz köpek beslemek istemiyor ise köpek almamanız en doğrusudur çünkü köpek ailenizi benimser.
9 – Eğer köpeğinizi apartman ortamında besleyecekseniz apartmanda köpek besleme ile ilgili kurallara göz gezdirmenizde yarar vardır.Çünkü hangi ırkı alırsanız alın köpek belli zamanlarda havlayabilir ve buda komşuların rahatsız olmasına neden olabilmektedir.Bu önemli ayrıntılar hem ilerde komşularla sorun yaşamanızın önüne geçmiş olur hemde yasal olarakta bir kural varsa köpeğinizin alınmasına neden olabilir.
10 – Ve en son madde olarak yazabileceğimiz tek şey kesinlikle kendinizi iyice tartıp köpeğe bakıp bakamayacağınızı düşünün.

0 Kedi Ve Köpeklerde Zehirlenmeler

Zehirlenmeler kedi ve köpeğinizin başına gelebilecek en tehlikeli olaylardan birisidir. Zehirlenmenin türüne göre uygulanacak tedaviler farklılık gösterdiğinden mutlaka veteriner hekim müdahalesi gerektirir. Örneğin; kimyasal bir maddeyle zehirlenmede uygulanacak tedavi ile bozuk bir gıdanın alımı sonucu oluşan zehirlenmede uygulanacak tedavi aynı değildir. Ancak sizin yapabileceğiniz basit bir iki müdahale olayın riskini azaltması açısından önemlidir.

Bozuk gıda alımlarında, temizlik maddelerinin yutulması durumunda, fazla miktarlarda ilaç yutulması gibi durumlarda toksik etki yapan maddelerin vücuttan uzaklaştırılması için yapılacak en önemli ilk iş hastanın hemen kusturulmasıdır. Bu amaçla yarım çay bardağı ılık suya 2 çorba kaşığı tuz atıp bu karışımı içirmeniz onun kolayca kusmasını sağlayacaktır.
Eğer zehirlenmeye neden olan madde kostik etkiliyse yani yakıcı etkisi varsa hastayı kusturmak sakıncalıdır. Bunun yerine hemen veteriner hekime başvurulmalıdır. O size alınan maddenin cinsine göre ne vermeniz gerektiğini söyleyecek veya çağıracaktır. Asit veya alkali maddeler olarak çamaşır suyu, tiner, deterjanların büyük bir kısmı örnek gösterilebilir.
Zehirlenmeye neden olan maddeyi biliyorsanız özellikle kutusunu yanınıza alarak acilen veterinerinize gitmelisiniz. Bu ilaç zehirlenmelerinde son derece önemlidir çünkü zehirin ne olduğunun bilinmesi eğer varsa kullanılacak antidotun belirlenmesini kolaylaştırır.
Eğer zehirlenme belirtileri (titreme ve kasılma, koma , güç solunum gibi gezme dönüşü başlamışsa muhtemelen kimyasal bazlı bir zehirdir ve çok kısa bir sürede etki gösterebileceğinden vakit geçirmeden hemen kusturulmalı ve veteriner hekime ulaşılmalıdır.
Evdeki zehirlenme olaylarını en aza indirgeyebilmek için; temizlik maddelerini kapalı bir yerde saklamak, fare veya karıncalar için kullanılan zehirlerin ulaşılması mümkün olmayan yerlere bırakılması ve sayılarının bir yere not alınması , kullanılan ilaçların bir dolapta saklanması ve evdeki çöp tenekelerinin açılamıyacak şekilde kullanılması gibi önlemler sayılabilir.

0 Kedi Tırmığı Hastalığı

“Kedi tırmığı hastalığı” olarak adlandırılmasına karşılık, bu hastalığın tek sorumlusu kediler değildir. Hastalığa, bedene bir yara yoluyla giren bir virüsün neden olduğu düşünülmekteydi. Bu ise, bir kedi tırmığı ya da ısırığıyla olabileceği gibi, bir diken ya da kıymığın batması, çiğ et keserken kazayla oluşan bir kesik, hatta böcek sokmasıyla da olabilir. Önemli olan mikrobun bir konaktan ötekine aktarılmasıdır.



Kedi Tırmığı Hastalığının Belirtileri:

Yaralanmadan birkaç gün sonra, ufak, kırmızı bir şişlik oluşur. Bu şişlik belli belirsizdir; önemsenmez, hatta farkına varılmadan geçebilir. Bazı ender durumlarda baş verir, biraz irin salgılayarak kabuk bağlar. Bir ya da iki haftada iz bırakmaksızın iyileşir. Ama bu sırada, bölgesel lenf düğümleri büyür ve hassaslaşır.
Kedi tırmığı hastalığının sık görülen yerlerine göre şişen lenf bezleri
Lenf bezleri bedenin her yanında bulunur. Görevleri hastalıkla savaşarak yayılmasını önlemektir. Bunlara “bölgesel lenf bezleri “ denilir, normalde ele gelmezler ama derialtındakiler bir hastalık nedeniyle etkinleştiklerinde kolaylıkla hissedilir.
Kedi tırmığı hastalığında, mikrobun giriş yeri eldeyse, dirseğin hemen üstündeki lenf bezleri; yara ön koldaysa, koltuk altındakiler; yüzdeki yaralardaysa boyun lenf bezleri şişer. Bunlar en sık görülen yerleşimlerdir, ama tırmık göze yakınsa kulağın hemen önündekiler, bacakta ise kasıktaki bezler büyürler.
Söz konusu bezler, sıyrıktan bir iki hafta sonra büyüyüp hassaslaşırlar, hasta birkaç gün kendini çok yorgun hissedebilir, ayrıca hafif bir ateşi olabilir, çocuklarda bu ateş genellikle yüksektir ve çocuğun yatakta kalması gerekir: bazen bezi örten deri kızarır; ender olarak da deriden irin çıkışı olur. Bezler iki ile sekiz haftalık bir s süre boyunca şiş ve hassas kalırlar; sonra normale dönerler.
Tehlikeler;
Bazıları ciddi olan çoğu hastalık, lenf bezlerinin büyüyüp hassaslaşmasına neden olur. Bu nedenle, doğru tanıya varmak önemlidir. Şiş bir lenf bezine (halk arasında “beze “ de denir) rastlandığında hemen bir doktora görünmek gerekir.
Bazen; başka hastalıkların söz konusu olup olmadığının anlaşılması için kan tahlili gerekir. Ancak ne yazık ki, kedi tırmığı hastalığı için çabuk sonuç veren belirli bir tahlil yoktur. Bu nedenle doktorun tanı koyması uzun süre alabilir.
Tedavisi;

Kedi tırmığı hastalığının tedavisinde en önemli nokta sabırdır. Hastalık kendiliğinden geçer, ama bazı doktorlar oluşabilecek irine engel olması umuduyla antibiyotik verebilirler. Eğer ateşli dönem hastayı yoruyorsa, dinlenmesi gerekir; bunun dışında, okul ya da işten geri alınmayı gerektirecek bir neden yoktur. Çoğunlukla yaralı bölge izbırakmadan düzelir, ama bazen çok hafif bir iz kalabilir. Lenf bezleriyle kalcı hasar görmeksizin normal büyüklüklerine dönerler.

0 Tavşanlar ne yerler?

Tavşan denilince hemen aklımıza havuç gelir ama aslında tavşanlar havuca o kadar da meraklı değildir. İki günde bir adet veya her gün yarım havuç verilmesinde bir sakınca yoktur. Havuç dışında ne verilebilir ? 
Bol saman, kuru yonca, yeşillik, kuru hazır mama (pelet) ve sudan oluşan dengeli bir beslenme planı olabilir.



Yeşillikler:

Tavşanlar tamamen otoburdurlar yani yeşil olan her şeyi yerler. Dereotu, maydanoz, salatalık, salata, lahana, enginar ve karnabahar yaprakları, yeşil fasulye gibi. Tavşanların da insanlar gibi damak zevkleri vardır, ve bazı yeşilleri sevip bazılarına burun kıvırabilirler. Yeşilliklerin ve sebzelerin fazla verilmesi durumunda ishal olabilecekleri unutmamak ve bunları mutlaka dengeli vermek gerekmektedir. Daha önce verilmemiş yeni yeşillik veya sebze az verilip kakasında bir değişiklik yaratıp yaratmadığı gözlemlenmeli, yaratmamışsa verilmeye devam edilmelidir. Günde 3 çeşit farklı yeşillik yemelerinde yarar vardır. Bunu bir rasyon olarak düşünebiliriz. Miktar konusunda ise önerilen 3 kiloluk bir tavşan için 1 kiloya yakın yeşillik verilmesidir. Tavşan bakımı ile ilgili anahtar madde samandır. Tavşanların her zaman yaşadıkları yerde bol bol  saman bulunması gerekir. Çok kısa kesilmemiş, uzun samanların tavşan için bir çok faydası vardır. Öncelikle sindirim sistemini mükemmel çalıştıran doğal bir gıdadır. Sert yapısından dolayı doğal bir diş bileyicisidir ve diş sağlığı için de son derece yararlıdır. Saman dışında önemli bir gıda kuru otlardır. Bunlar yurtdışında çok yaygın olarak sıkıştırılmış olarak büyük paketlerde satılıyor  Bunlardan da günde iki avuç kadar vermenin yararı büyük. Kuru yonca yaprağı da özellikle hazım sorunu çeken tavşanlar için önerilen gıdadır. 

Özellikle ishal olduklarında hazır gıda ve yeşilliği kesip saman+ot ile beslenmek genellikle tavşanın beslenme sorununu çözer ve normale döndürür. 




Hazır ve kuru mamalar:

Kutu içinde satılan hazır tavşan mamaları mineral ve protein açısından zengin pelletler ve buğday, arpa gibi tohumların karışımdır, biraz hazır kuş yemlerini hatırlatırlar. Tavşanlar bu mamalarını çok severler ve günde bir, iki avuç bundan yiyebilirler. Bunlar besin açısından yüklü oldukları için fazlası tavşanı şişmanlatabilir. Bunları bulunmadığı zaman kuru buğday veya arpa da verilebilir. Altınbaşak veya kepekli çubukları da severek tüketirler. 

Su: 

Her canlının olduğu gibi tavşanların da temiz su içmeye ihtiyaçları vardır. Çok sık duyulan “suyu yediği sebzelerden alıyor nasılsa, su vermeye gerek yoktur” bilgisi kesinlikle yanlıştır, ve tavşanın ölümüne sebep olabilir. Tavşanların her gün kafeslerine veya yemek yedikleri alana su bırakılması gerekir. 

0 TAVŞANLAR HAKKINDA GENEL BİLGİLER

Tavşanlar gece aktif hayvanlardır. Yani alacakaranlıkta yada gece daha fazla faaliyet gösterirler. Arka bacakları ön bacaklardan daha uzundur. Üst dudakları ise derin olarak yarıktır. Tavşanların dişleri sürekli olarak uzar. Sürekli uzayan bu dişlerini törpüleyerek kısaltma zorunluğunda oldukları için tavşanlar kemirme ihtiyacı duyarlar. İkinci kesici dişleri küçük kalarak birinci kesici dişlerin arkasına itilir. Köpek dişleri ise tavşanlarda yoktur. Testisler genellikle 3. aydan sonra karın boşluğundan scrotum içine iner. Ayrıca testisler tavşanlar tarafından karın boşluğuna çekilebilir. Bu sebeple küçük tavşan yavrularında cinsiyetlerini ayırmak daha zordur. 






Tavşanların burunlarında dokunma hücreleri vardır ve iyi koku alırlar. Üst dudakta aşağı yukarı haraket eden 20-25 adet duyum iplikçikleri vardır. Bu duyum hücrelerini kullanarak çevre hakkında daha fazla bilgi edinmeye çalıştıkları için tavşanların burunları ve üst dudakları sürekli olarak hareket halindedir. Tavşanlar sıcakkanlı hayvanlar olup memeli sınıfının tavşanlar takımında yer almaktadırlar. Kemirgenler ayrı bir takımdır ve o takıma tavşanlar girmezler. Beslenmelerine gelince otçul (herbivor) hayvanlardır. Özellikle yoncayı tercih ederler. Tavşanların gebelik süresi 29-33 gün olması ve yılda 5-8 doğum yapabilmeleri ve her doğumda da ortalama 6-10 yavru vermeleri bir tavşan çiftini bir yılda inanılmaz rakamlara ulaştırır. Tavşanlar için en uygun çevre ısısı 15-18 derecedir. Yüksek rutubetle seyreden 30 derecenin üzerindeki sıcaklıklarda ısı stresi gelişir. Bu durumda tavşanların üreme fonksiyonunda bozukluklar ve ölüm oluşabilir. Aynı şekilde tavşanın yaşadığı yerin sıcaklığının 10 derecenin altına inmemesi gerekmektedir. Yetişkin tavşanlar tüyleri sayesinde bu sıcaklıklardan yavrular kadar etkilenmesede, özellikle yeni doğmuş olan yavrular tüysüz doğacağı için çevre sıcaklığının daha yüksek tutulmasında fayda vardır. Tavşanlar doğada av konumunda oldukları için ürkek canlılardır. Özellikle yeni almış olduğunuz bir tavşanınız varsa yeni ortamına alışıncaya kadar daha dikkatli davranmalısınız. Tavşanınızın yaşadığı yerde gürültülü seslerin çıkarılması tavşanınızı strese sokabilir. 


ÇEVRE SICAKLIĞI 10-25 C
BESLENME TARZI : OTÇUL 
YAŞAM SÜRESİ ORTALAMA 7-8 YIL 
VÜCUT ISISI 39,5 C' 
İLK ÇİFTLEŞME YAŞI HAFİF IRKLAR: 4-5 AYLIK 
ORTA AĞIRLIKTAKİ IRKLAR: 5-6 AYLIK 
İRİ IRKLAR: 8-10 AYLIK 
GEBELİK SÜRESİ 29-33 GÜN 
DOĞUMDAKİ YAVRU SAYISI 1-15 (ORTALAMA: (6-10) 
SÜT EMZİRMESÜRESİ TAVŞANLAR DOĞUMDAN SONRA 6-8 HAFTA SÜT VEREBİLİRLER YAVRULAR EN AZINDAN 3-4 HAFTA SÜT EMMELİDİRLER.

0 Fil Hakkında Bilgi

Filin Özellikleri
Her iki türün ayırt edici özellikleri gövdelerinin çok iri, burunlarının hortum biçiminde uzamış, bacaklarının kalın ve sütun biçiminde, kulaklarının geniş (özellikle Afrika filinde), kafalarının çok iri ve sürekli uzayan üst kesici dişlerinin (fildişi) savunma dişlerine dönüşmüş olmasıdır. Ama Asya filinin dişisinde genellikle bu savunma dişleri bulunmaz. Ayrıca Sri Lanka da yaşayan alt türünün erkekleri de %30 oranında fildişinden yoksundur. Renkleri bozdan kahverengiye kadar değişen fillerin derileri kalın, kılları seyrek ve kabadır. Burun delikleri uzun hortumlarının ucunda yer alır; kaslı ve çok amaçlı bir organ olan hortumun ucundaki parmaksı uzantı, hayvanın küçük nesneleri tutabilmesini sağlar. Bu uzantı Afrika filinde çift, Asya filinde tektir. Filler su içmek için önce suyu hortumlarına çeker, sonra ağızlarına boşaltırlar. Erkeklerde erbezleri gövdenin içinde korunduğundan erbezi torbaları yoktur.



Afrika fili yaşayan kara hayvanlarının en irisidir; ağırlığı 7,5 tonu, omuz yüksekliği 3-4 metreyi bulur. Hindistan filinin ağırlığı 5 ton omuz yüksekliği 2,5-3 m dolayında, kulakları da Afrika filinkinden çok daha küçüktür. Fillerin bütün azı dişleri aynı anda çıkmadığı için ağızlarında işlevsel olan tek bir azı dişi bulunur; bu diş yıprandıkça yerini yenisi alır. Afrika fili 60 yaşına geldiğinde altıncı ve sonuncu azı dişini de yitirir. Fillerin ortalama yaşam süresi 60-80 yıldır. Fillerin birbirleriyle iletişim içinde olması onların bir araya toplanmasını sağlar ayaklarını vurarak ya da değişik sesler çıkararak 40-50 Hz arasında değişen frekanslarla iletişim kurarlar.
Dağılımı ve Yaşam Alanları
Asya filinin anayurdu Hindistan Yarımadası ile Asya’nın güney doğusu, Afrika filininki de Sahra’nın güneyindeki bölgelerdir. Eskiden cüce fil adıyla ayrı bir tür olarak kabul edilen hayvanların Afrika filinin yavruları olduğu anlaşılmıştır. Filler, çok yoğun bir bitki örtüsü ile kaplı olan cangıllardan çıplak savanlara kadar çok değişik yaşam ortamlarında görülebilir. Yaşlı dişilerin önderliğinde yaşayan küçük topluluklar, yiyeceğin bol olduğu yerlerde daha geniş sürüler oluştururken erkekler genellikle dişilerden ayrı sürüler halinde yaşar.
Beslenmesi
Belirli mevsimlerde besin ve su kaynaklarının daha bol olduğu yerlere göç eden ve zamanlarının büyük bir bölümünü beslenerek geçiren bu hayvanlar günde 225 kg‘den fazla ot yiyebilir.
Fillerde Üreme
Gebelik süresi Asya filinde ortalama 610 gün, Afrika filinde ise yaklaşık 2 ay daha uzundur. Hindistan filinde 8-12 yaşında cinsel olgunluğa erişerek döl verebildiği halde, Afrika filinde bu süre 14 yılı bulur.
Facebook
Twitter
Google Plus